Hitabet Konusunda Biraz Bilgi İster Misin?

Hitabet ve Konuşma Sanatı

Hitabet Konusunda Biraz Bilgi İster Misin?
Hitabet Sanatı

GÜZEL KONUŞMA / HİTABET

Söz söylemenin, sanat güzelliğine kavuşmuş seviyesi olarak da ifade edebileceğimiz hitabet, dilin işaretleme sistemi olan yazıya göre daha eski, daha yaygın olan söz yönünün bir basamağını oluşturur.

         Toplum karşısında güzel konuşma ile ilgili bilinen ilk kitap M.Ö. 450 yılında Sicilyalı Corox’a aittir. Günümüze kadar da bu konuda binlerce eser yazılmıştır. Tarihe “büyük” sıfatı ile geçmiş her şahsiyette mutlaka güzel konuşma becerisi vardır. ( Daha geniş bilgi için bkz. Muallimoğlu, Nejat, Bütün Yönleriyle Hitabet, Avcı Ofset Matbaacılık, 2000, İst. ) Aslında fiziksel engeli bulunmayan her insanda doğuştan var olan bu yetenek, çalışma ile geliştirilebilir. Önemli olan istemektir.

         Yazmadan yazar olunamadığı gibi, konuşmayı denemeden de hatip olunmaz. İyi bir hatip olabilmenin okulu yoktur. Bolca okumak ve dili güzel kullananların sohbetlerini dinlemek, bize yardımcı olacaktır. Türkçe’yi toplum karşısında da güzel kullanabilmek için öncelikle kendimize güvenmeliyiz. Tabii ki güven, bir miktar bilgiyi de gerektirir. Dilimizin söyleyişle ilgili kurallarını çok ayrıntılı olmasa da gördük. Dilimizle ilgili bilginin bu kadarıyla bile güzel konuşmayı becerebilmek mümkündür. Bu beceri için; hitabetin öncesi, sırası ve sonrası olarak sıralayacağımız şu hususlara da dikkat edersek, başarılı bir konuşmacı hâline gelebiliriz.

 

 

2.2.1. HİTABETİN ÖNCESİNDE:

ÜÖzgüveniniz tam olsun: Özgüven; insanın herhangi bir konuda başarılı olacağına inanması, bir başka deyişle başarıya kişisel olarak psikolojik yönden kendisini hazır hissetmesi hâlidir. Hazır olmak ise tek kelimeyle donanımlı olmayı gerektirir. Neyi, nasıl, nerede, niçin ve kime sunacağını önceden planlayan ve plana uygun hazırlanan kişi, kendini donanmış hisseder ve kendine güvenir. Ancak öz güvenin sadece konuya bilgi yönüyle hazırlık olarak algılanması eksik olur. Özgüvenin tam olabilmesi için kişi psikolojik, fiziksel yönlerden de hazır olmalıdır.

ÜSunacağınız konuyu belirleyiniz ve sınırlayınız: Başarılı bir sunumu gerçekleştirebilmenin önemli yanlarından birini iyi bir hazırlık yapmak teşkil eder. Hazırlık için asgarî bir ölçü söylemek gerekirse 1X10 ölçüsü verilebilir. Yani bir saatlik bir sunum için 10 saat konuşacak kadar bir birikiminiz olmalıdır. İyi bir hazırlık için, sunulacak konunun çok genel bir başlık taşıması, hazırlığı zorlaştırdığı gibi yetersiz hazırlığa da yol açabilir. Bunun için konunuzu sınırlayınız.

ÜKonuşma planınızı çıkarıp hazırlıklarınızı bu plana göre yapınız: Hazırlık esnasında konunuza ilişkin gözden geçirdiğiniz kaynaklardan elde ettiğiniz bilgi notlarını önem ve akış sırasına koyup düzenleyiniz. Konuşmanızda neyi nerede ve nasıl kullanacağınız belli olsun. Kullanacağınız örnekler, araç ve gereçler, grafik ve veriler; giriş, gelişme ve sonuç bölümlerine yerleştirilmiş olsun. Aktaracağınız konunun ne kadar bir süre tuttuğunu gözden geçirin. Gerekli olan bilgileri konuşmanıza yerleştirin ki sonradan “şunu da söyleseydim” demeyesiniz.

         Yapacağınız konuşmaya hazırlanırken, “ben dinleyici olsaydım” şeklinde düşünerek, öncelikle kendi kendinize size yöneltilmesi muhtemel sorulara hazırlık yapın. Konuşmanızın muhatapları hakkında bir ön bilgi sahibi olun (Hangi yaş grubuna, hangi eğitim düzeyindekilere hitap edeceğinizi öğrenmeye çalışın.) Konuşma metniniz yanınızda bulundurun fakat konuşma akışını küçük notlar hâline getirin ki, akışa göre anlatımda bu notlar size yardımcı olsun.

ÜKonuşma yapacağınız yerin fizikî şartlarını gözden geçirin: Konuşulacak yer aydınlık, havadar ve temiz olmalı. Loş ışıklı, havasız, oturma düzeni iyi olmayan bir yerde yapılacak sunumun başarısı düşük olur. Siz, dinleyicileri görebilmelisiniz, dinleyiciler de sizi rahatça izleyebilmelidir. Kürsüde konuşacaksanız kürsü sizi kaybedecek gibi olmasın. Dik durup dik oturmaya çalışın. Konuşacağınız yerin arka planında hareketli cisimler, konuyla ilgisiz dikkat çekici manzaralar olmasın. İlginin dağılmasına yol açacak unsurlardan mümkün olduğu kadar arka planı arındırın.

ÜKonuşma yapacağınız yere giderken abartıya kaçmayan bir dış görünüşünüz olsun: İnsanlar; görünüşleri ile ağırlanırlar, fikirleri ile ağırlanırlar.” diye bir söz vardır. Bütünüyle katılmasak bile, insanın dış görünüşünün etkisi olduğu gözden ırak tutulamaz. Herkesin bildiği Nasrettin Hoca’nın “Ye Kürküm Ye!” öyküsünde, kıyafete itibar edilmesi eleştirilmekle birlikte, toplum karşısına çıkan insanların giyim-kuşamına dikkat etmesi gerektiği de sezdirilmektedir. Gerçekten de abartıya kaçmayan, göz alıcı renklerden uzak, temiz, uyumlu ve düzenli bir dış görünüşle toplum karşısına çıkmak, “iyi bir izlenim bırakmak” açısından önem taşır. Temiz, düzenli, abartılı olmayan bir dış görünüşe sahip bir konuşmacı, içeriği sağlam, iyi hazırlanılmış bir konuşma ile sunumunu bütünleştirdiğinde daha başarılı olur. Değişik renklere boyanmış saçlar, uyumsuz renkler, uyumsuz ve uygunsuz giyim, geciktirilmiş tıraş, aşırı makyajlı yüz, asık bir çehre başarılı bir sunumu gölgeler.

2.2.2. HİTABET ESNASINDA:

ÜKonuşma yerine mutlaka vaktinden önce gelin: Sizi dinlemeye gelen insanların vakitleri sınırlı olabilir. Zamana saygı göstermek, kendinize, işinize saygınızın gereği olduğu gibi aynı zamanda sizi dinlemeye gelenlere saygınızın da gereğidir. Buna uymanız size olan saygıyı da artırır. Vaktinden önce gelmeniz; kullanacağınız araç ve gereçleri denemek, dinleyici kitlenin özelliklerini öğrenmek gibi pek çok konuda size getiri sağlayacaktır.

ÜToplantının başından sonuna kadar dinleyici kitleyle kuracağınız sıcak, samimi ama laubali olmayan bir iletişim (gönül köprüsü), başarınızı artıracaktır: Dinleyicilerle kurulacak gönül köprüsüne çok dikkat edin. Girişinizden itibaren güler yüzlü, sıcak ve samimiyetinizi ifade eden bir davranış sergileyin. Ortalıkta dolaşan bir çocuğu azarlamak, onaylanmayacak bir davranışla seyirciyle sürtüşmeye girmek... sizin işinizi başlamadan bitirir. Ciddî ama yumuşak, kendine güvenli ama tevazû sahibi olun.

ÜAktarıma gerekmediği sürece özür dileyerek, yeterli hazırlığınızın olmadığını, ansızın davet edildiğinizi v.s. ifade ederek başlamayın!

Eskiler; ”marifet, iltifata tâbîdir” derler. Konuşmanıza, sizi davet edenlere, toplantıyı düzenleyenlere ve sizi dinlemeye gelenlere iltifat ederek başlayınız. Konuşmaya konuyla ilgili bir fıkrayla başlamak mümkün ise de, eğer fıkranın gülmece unsurunun ağırlığı konuya ilgiyi toplamanızı zorlaştıracaksa bu tercihinizi değiştirin.

Ü Yaptığınız hazırlığı sunarken hazırladığınız metni kitap okur gibi okumayın.

ÜKonuşma yapacağınız yeri ve konumu iyi ayarlayın. Konuşurken herkesi görebileceğiniz ve herkesin de sizi rahatça görebileceği bir konumda bulunmayı göz önünde bulundurun. Konuşacağınız yerin arka planında, konuyla ilgisi olmayan ve dikkati dağıtıcı etkisi olan şekil, manzara, malzeme olmasın. Sürekli hareketsiz veya sürekli hareketli hâlde bulunmayın.

ÜKonuşmanız esnasında göz temasınızı devam ettirin ve bakışlarınızı sadece belli bir noktaya yoğunlaştırmayın. Herkesten ışık almaya ve herkese olumlu bir elektrik vermeye çalışın.

ÜKonuşmanızın giriş kısmında konunun önemini ortaya koyacak bir söz, bir şiir, bir problem, bir gösteri, bir resim, bir olay kullanmanız, dinleyicilerin dikkatle konuya yoğunlaşmasını sağlayacaktır.  Konuşmada en fazla akılda kalan ifadeler, başlangıç ve bitiriş kısmındaki ifadelerdir.

ÜKonuşma esnasında doruk noktaları oluşturarak bu doruk noktalarında dinleyicilerin kısa bir süre düşünmesine yol açacak duygu platoları, düşünme düzlemleri meydana getirin. Konuşma esnasında günlük hayattan konunuza ilişkin öyle örnekler verin ki, dinleyenler; “gerçekten de öyle” deyip, onaylar konuma gelsinler. Bu doruk noktası; bir olay tasviri, bir resim veya çarpıcı bir grafik, bir dinleti, bir film parçası veya ses renginizi kullanmak sureti ile oluşturulabilir. Bu doruk noktasından sonra çok kısa bir süre düşünme fırsatı vererek konu aktarımına devam edin.

ÜKonu aktarımı esnasında ( gelişme bölümünde ) ana düşünceyi destekleyecek yardımcı düşüncelerin şiddeti, ana düşünceyi bastıracak derecede olmasın.

ÜKonu aktarımı esnasında el, kol, vücut hareketleriniz ( jest ), yüzünüzdeki ifade( mimik ), kısacası genel olarak “beden dili” denilen hareketleriniz, ses renginizle uyumlu kullanılmalıdır. Beden dili kullanımının iletişimdeki başarınızı etkilediğini unutmayınız.  Kolları önden bağlamak iletişime kapalılık; yumrukları sıkarak konuşmak kızgınlık ve hiddet, avuçları üste ve öne doğru açık tutuş, iletişime açıklık anlamlarını taşır. Beden dili konusu, fazla ayrıntılı anlatıldığı zaman, tereddütler oluşmakta ve insanlar el-kol hareketlerini aşırı bir kısıtlamaya yönelmektedir. Bu yüzden sunum esnasında orta yolu tercih etmenizi ve normal bir rahatlıkta olmanızı öneriyoruz.

         ÜKonu aktarımını sonlandırırken bir doruk noktası oluşturun ve konuyu özetleyin.

         Ü Konuşma bitiminde sorulara ve katkılara mutlaka yer verin. Dinleyicilere teşekkür ederek konuşmanızı bitirin.

Şüphesiz ki bunları dikkate aldığınızda “iyi bir hatip” olacağınızın garantisi yoktur. Ancak, hitabette ustalaşmanın bir birikim ve deneyim işi olduğu bilinciyle hareket etmenizin ve en önemlisi kendinize güvenmenizin gerekli olduğunu bilin. Ufak tefek hatalarınız ve karşılaştığınız/karşılaşacağınız küçük aksiliklerin sizi yıldırmasına, bu durumların sizin toplum karşısına çıkma özgüveninizi zedelemesine izin vermeyin. Güzel Türkçe kullanan, hitabette kendini yetiştirmiş kişileri bolca dinleyerek, bolca okuyarak edinimlerinizi zenginleştirin. Her denemenin sizi daha da usta bir konuşmacı hâline getirdiğini göreceksiniz. Yazmadan yazar, konuşmadan konuşmacı olunamayacağını aslâ unutmayın.